1. YAZARLAR

  2. Erdal Tanas Karagöl

  3. AB ile ilişkilerde enerji
Erdal Tanas Karagöl

Erdal Tanas Karagöl

Yeni Şafak Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

AB ile ilişkilerde enerji

A+A-

Yıllardır süregelen Türkiye-AB ilişkilerinin en önemli gündem maddesi ekonomidir. Çünkü ticaret omurgası üzerine oturtulmuş ikili ilişkilerin geçmişten günümüze bu yönde gelişmeler ışığında önemli ilerlemeler kaydettiği görülmektedir.

Bugün Türkiye’nin dış ticaret hacminde AB ülkelerinin yaklaşık yüzde 40 civarında bir payı bulunuyor. Daha detaylı bir incelemeyle toplam ihracatımızda AB ülkelerinin payı yüzde 47 civarındayken ithalatımızda bu oran yüzde 36,4 olarak gerçekleşiyor.

Mevcut durum dış ticaret konusunda ikili ilişkilerde önemli bir noktada olunduğunu hatta önümüzdeki dönemde dış ticaret hacminin daha da artırılabileceğine işaret ediyor.

AB ÜLKELERİNİN ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ

Türkiye bulunduğu jeopolitik konum itibariyle enerji ticaretinde önemli bir noktada yer alıyor. Dünyanın en büyük enerji talep eden bölgelerinden biri olan AB’nin, geniş enerji arz noktaları olan Ortadoğu ve Hazar coğrafyasına ulaşımında Türkiye koridor görevi üstlenmektedir.

Türkiye yakın coğrafyasındaki zengin enerji kaynaklarına sahip ülkelere hem enerji arz güvenliği hem de pazar ihtiyaçlarını karşılamaları açısından bir fırsat sunmaktadır. Aynı zamanda bu şekilde enerji talep eden ülkeler de en ideal yoldan kaynak ihtiyacını karşılamış oluyor.

Dolayısıyla AB ülkeleri ve Türkiye’nin dış ticarette nasıl iç içe geçmiş bir yapıları varsa aynı şekilde bu yapının enerji ticareti ve transferinde de önemli bir potansiyel barındırdığını söylemek mümkün.

Özellikle Rusya-Ukrayna krizinden sonraki dönemde AB için enerji arz güvenliği hassas bir konu haline gelmiş olup enerji politikalarında alternatif güzergahlar ve kaynak çeşitliliğine gidilmesi sıkça gündeme getirilmiştir.

Tam da bu noktada Türkiye sunduğu güzergah güvenliği ile Avrupa’nın enerji politikalarındaki stratejik önemini ortaya koymuş ve AB ile ilişkilerde enerjinin rolü daha fazla ön plana çıkmıştır.

Bu açıdan ikili ilişkilerin geliştirilmesiyle AB’nin enerji kaynaklarını çeşitlendirecek daha fazla alternatifin yer aldığı geniş bir skalaya sahip olacağını söylemek yanlış olmaz.

Çünkü AB ülkelerinin enerji tüketiminde en fazla pay petrol ve doğalgazın. Bu petrol ve doğalgazın tedariki ise büyük ölçüde Rusya’dan ithal edilerek karşılanıyor. Bu kapsamda olası herhangi bir kriz durumunda enerji güvenliği açısından tedbir alınması son derece makul bir seçenek olarak duruyor.

DOĞU AKDENİZ’DE ÇIKIŞ YOLU

Son yıllarda zengin doğalgaz sahalarının keşfiyle küresel enerji piyasalarında dikkatleri üzerine çeken Doğu Akdeniz havzasının, AB Türkiye ilişkileri kapsamında enerji arz güvenliği açısından da son derece önemli bir rolü bulunuyor.

Bölgenin kaynak sahibi diğer aktörleri olan İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Mısır’ın da bölgedeki nihai hedefi, kendi kaynaklarını başta AB pazarına ulaştırmak.

Ancak her bir aktör, kendi sahasında ayrı ayrı keşfedilen kaynak miktarı ve bunların transferinde izlenecek güzergah itibariyle aralarında ortak bir uzlaşı sağlayabilmiş durumda değil. Bu da Doğu Akdeniz’de yürütülecek enerji politikalarını her geçen gün ayrı bir çıkmaza sürüklüyor.

Peki bu ülkeleri AB ile ortak paydada buluşturan ve her iki tarafa karşılıklı fayda sağlayacak olan konu nedir? Elbette enerji arz güvenliği. AB’nin son yıllarda en fazla önem verdiği konu olan enerji kaynaklarında alternatif arayışları, Doğu Akdeniz havzasındaki kaynaklara neden ilgi duyduğunu net bir şekilde açıklıyor.

Bu kapsamda her iki tarafın da en kısa sürede anlaşmaya varıp uzlaşması ve enerji ticareti gerçekleştirmesi gerekirken bugün bölgede hala bu enerji çıkmazı çözülebilmiş değil.

Gerek Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminde birden fazla aktör bulunması gerek güzergah konusunda mevcut avantajları değerlendirmek yerine hayata geçirilmesi oldukça zor projelerin ortaya konulması bu durumu her geçen gün daha da çıkmaza sürüklüyor.

TÜRKİYE VE DOĞU AKDENİZ

Gelelim Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji çıkmazına sunduğu çıkış yoluna. Türkiye bugün Güney Gaz Koridoru’nun bir parçası olan TANAP Projesi ile zaten doğu batı yönlü bir transfer rotasına sahip.

Dolayısıyla bu rota Doğu Akdeniz gazının Avrupa’ya taşınmasında gerek bölgeye olan yakınlığı gerek maliyeti gerek gazın miktarı açısından en ideal yolu bölge ülkelerine sunuyor.

Bu yüzden ne East-Med gibi maliyet açısından oldukça yüklü bir proje ile Doğu Akdeniz doğalgazını denizin altından Avrupa’ya taşımaya gerek var ne de farklı transfer yolu arayışlarına.

Türkiye’nin zaten AB’nin enerji arz güvenliğinde sahip olduğu rolün ortada olduğunu ve önümüzdeki süreçte de politikalarını bu çerçevede ilerleteceğini önemle vurgulamak gerek.

Yeni Şafak

Bu yazı toplam 122 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar