1. YAZARLAR

  2. Yavuz Bahadıroğlu

  3. Geleneksel ailemizi kaybettik
Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Yeni Akit Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Geleneksel ailemizi kaybettik

A+A-

Osmanlı’da aile temel değerdir. Toplum bu eksene oturmuştur.

En geniş ve belirleyici anlamıyla, aile, Osmanlı toplumunun temel direğidir.

Bu yüzden önemsenmiş ve öncelenmiştir. 

İsveçli Prof. Gaston Jezz’in, “Türk Milletinin elinden âile nizâmını alınız, geriye pek bir şey kalmaz” demesi bu yüzdendir.

“Osmanlı aile hayatındaki güzellik, nezâhet ve samimiyet, zannetmiyorum ki, başka bir yerde olsun. Osmanlı’daki İslâmî hayat, huzurlu bir hayatın zirve noktasıdır. Birbirine sevgi-saygı ile bağlıdırlar. Bayramlarda, kandillerde küçüklerin büyükleri ziyareti, büyüklerin küçüklere iltifatı şiir gibi bir hayatın ipuçlarını veriyor. 

“Osmanlı aile hayatı güzelliklerle doludur. Toplumsal yapı edebiyatla süslenmiştir. Hayat şiir gibi yaşanmaktadır. Bütün bunları ailede öğreniyorlar.” 

“Ben Batılı bir âile hukuku profesörü olarak diyorum ki; Türk milletinin elinden âile nizâmını alınız, geriye pek bir şey kalmaz.”

Anne babadan evlada şefkat ve muhabbet, evlattan ana-babaya sevgi, saygı ve itaat Osmanlı dinamiğinin özü idi. 

Dilerseniz 19. Yüzyılda İstanbul’da yaşamış Fransız gezgin A. Brayer’in bu konudaki tespitlerine kısaca bir göz atalım:

“Erkeklerde ve kadınlarda evlat sevgisi çok derindir. Türklerin hafta tatiline tesadüf eden Cuma günü ve bilhassa Ramazan ve Bayram günleri sokaklarda Müslüman Türk’ün göğsünü kabartan oğlunun elinden tutup ağır ağır gezdirdiği, çocuk yorulunca kucağına aldığı, daima devam ettiği kahvede yanına oturtup şefkatle hitap ettiği, evladına tam bir ana özeniyle baktığı, ihtiyarlarından gençlerine kadar bütün diğer Müslüman Türklerin de çubuklarını bırakıp çocuğa alakayla baktıkları ve ilerde (İnşallah) ihtiyarlık desteği olacak bir oğul sahibi olduğu için babayı tebrik ettikleri görülür... 

“Bu şefkat tezahürlerine başka memleketlerde de tesadüf edilir; fakat arada dağlar kadar fark vardır! Birtakım boş menfaat kaygıları, eğlence düşkünlükleri, çok defa kadınların da iştirak ettikleri ticari muamele gaileleri, kısacası başka memleketlerin her şeyleri çocuklara karşı şefkatlerini azalttığı halde, harem hayatı bilakis bütün bu hislerin bir merkezde toplanıp artmasını temin etmektedir. 

“İşte bundan dolayı Türkiye’de çocuklar yetişip adam oldukları zaman analarıyla babalarını yanlarında bulundurmakla iftihar ettikleri ve küçükken onlardan gördükleri şefkate mukabele etmekle bahtiyar oldukları halde, başka memleketlerde çok defa çocuklar olgunluk çağına girer girmez analarıyla babalarından ayrılmakta, mali menfaatleri hususunda onlarla çekişe çekişe münakaşa etmekte ve hatta bazen kendileri refah içinde yaşadıkları halde onları sefalete yakın bir hayat içinde bırakmakta ve zavallılara karşı adeta yabancılaşmaktadırlar.” 

Ailede nelerin değiştiğini, geleneksel yapının hangi istikamete kaydığını ve bu yüzden toplumumuzun neler kaybettiğini sanırım bu ifadelerde görebiliyoruz.

Yeni Akit

Bu yazı toplam 96 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar