1. YAZARLAR

  2. Hayrettin Karaman

  3. İmam-Hatiplerin itibarı devam ediyor
Hayrettin Karaman

Hayrettin Karaman

Yeni Şafak Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

İmam-Hatiplerin itibarı devam ediyor

A+A-

Bir tek Allah her türlü eksikten ve kusurdan münezzehtir; beşer olup da onun kendisinde ve yaptığında hata ve kusur olmaması âdeten mümkün değildir. Peygamberlerde yalnızca dini tebliğ ve temsil konusunda kalıcı hata olmaz, bunun dışında, ceza gerektiren günah olmamak şartıyla onlarda bile hata ve kusur olabilir.

Bütün dünyada genel olarak insanların ve özel olarak da gençlerin zihniyet, ahlak ve hayat tarzlarında önemli bir değişimin olduğu, bu değişimi ilâhî ahlak bakımından değerlendirdiğimizde ise bir bozulmanın, bir geriye gidişin (irtica’ın) gerçekleşmiş olduğunda şüphe yoktur.

Yeni iletişim, kültür ve düşünceyi paylaşım araçları olağanüstü geliştiği için dünyanın bir yerinde olup biten başka yerlerine de kısa zamanda ulaşıyor ve esen rüzgâr herkesi bir ölçüde etkiliyor.

Olumsuz etkinin dînî hayatımız bakımından en zararlı olanı dünyevîleşmedir. Artık insanların pek çoğu yalnızca dünya hayatını en rahat, müreffeh, hür ve arzularını tatmin ederek geçirmeyi hedefliyorlar. Nispeten dindar olan insanlarımız bile kantarın topunu, dünya hayatı lehine kaçırıyor, âhireti belli ölçülerde unutuyor veya ikinci plana atıyorlar.

Genel durum bundan ibaret iken her taraf manevi bakımdan da güllük gülistanlık da yalnızca İmam Hatip Okulları ve öğrencileri kusurlu imiş gibi ikide birde bu okullar aleyhinde konuşanlar, yazıp çizenler oluyor.

Önce “Müslümanca başarı nedir” sorusuna cevap bulmamız, bundan sonra hangi okulun daha başarılı olduğunu tespit etmemiz gerekmiyor mu?

Müslümanca başarı imanda, amelde, ahlakta, dine ve insanlığa hizmette başarıdır. Dünyayı Allah rızası ve ebedî âlemdeki saadet için vasıta kılmada başarılı olmaktır. Her şeyiyle fânî olan ve ebediyyete nispetle süresi bir nokta bile teşkil etmeyen şu dünyada Allah ile irtibatını koparmış, maneviyat defterini dürmüş ama bilimde ilerlemiş, buluşlar yapmış, Nobeller almış insanlar bize göre hayatta başarılı olmuşlardan sayılmazlar. Bütün bunları, Allah’a kulluk bilinci içinde yapanlar başarılı sayılırlar.

Ben bir İmam Hatipliyim, ama “imam-hatipçi” değilim. Ülkemin ve ümmetin bütün çocuklarını fiilen veya potansiyel olarak İslam’ın çocukları bilirim. Kendini nispeten yetiştirmiş olan insanlarımızın birinci vazifeleri bu çocukları fiilen de İslam’ın çocukları olarak yetiştirmektir.

İmam Hatip okulları bu amaca ulaşmak için bir araçtır. Kur’an kursları -yalnızca ezberletmek değil, Arapça ve usul de öğreterek Kur’an’ı anlamayı sağlamak şartıyla- bir araçtır, bütün okullara konan seçmeli Kur’an, Siyer ve İslam bilgisi dersleri bir araçtır. Diyanet’in eğitim öğretim faaliyetleri bir araçtır. Sivil toplum örgütlerinin eğitim faaliyetleri bir araçtır. Şeriata bağlı ve ehliyetli mürşidlerin başında bulunduğu tarikat eğitimi bir araçtır. Ailelerin bilinçli ve uygun eğitim için seferber olmaları bir araçtır, yazılı ve seyirlik yayın faaliyetleri bir araçtır, san’at bir araçtır… Bütün bu kurum ve kuruluşların ancak aynı hedefe yönelik ve koordineli faaliyetleri bizi amacımıza daha kamil ve çabuk ulaştırabilecektir.

Eğer ortada bir kusur, bir başarısızlık varsa bunun vebalini yalnız birine yüklemek, kasıtlı değilse insaf dışıdır. Yüklenen kusurun aslı da yoksa bu daha ağır bir ahlak dışı davranış olur.

Maalesef Müslümanlığımız kusurlu olduğu için sözde Müslümanların gruplara ayrılıp birbiri aleyhinde bu karalama ve suçlamaları yaptıklarını içimiz yanarak duyuyor, okuyor, müşahede ediyoruz.

Geçenlerde bir zat, İmam Hatip okullarının başarısız olduklarını, lüzumundan fazla açılan okulların boş kaldığını, halkın artık bu okullara rağbet etmediğini… yazmıştı. Ben de ilgili makamdan doğru bilgileri alarak bu yazının haklı olup olmadığını ortaya koyacağımı vaad etmiştim. Yetkili makama sordum, aldığım bilgiyi özetleyerek sunacağım; bu yazıyı da ona mukaddime olsun diye yazdım.

Yeni Şafak

Bu yazı toplam 132 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar