1. YAZARLAR

  2. Erdal Tanas Karagöl

  3. Küresel sistemde değişim zorunlu
Erdal Tanas Karagöl

Erdal Tanas Karagöl

Yeni Şafak Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Küresel sistemde değişim zorunlu

A+A-

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun bu yıl yapılan toplantılarında dikkatlerden kaçmayacak bir nokta vardı. Küresel sistemde ihtilaf noktalarının artması ve mevcut kurumların yetersiz kalmaları söz konusu kurum ve kuruluşlarda değişimi artık zorunlu hale getirmiştir.

Hatta son dönemlerde ABD tarafından başlatılan ticaret savaşları, birçok konuda mevcut uluslararası kurum ve kuruluşların yetersiz kalmaları ve dolayısıyla bu kurumların kredibilitesinin azalması bu değişim talebini daha da hızlandırmaktadır.

NEDEN DEĞİŞİM?

Küresel sistemin bugün geldiği noktada görünen o ki Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) artık işlevini ve dünyadaki kredibilitesini yitirmiş durumdadır. ABD’nin ticaret kurallarını hiçe sayarak ülkelere kendi isteğine göre yaptırım uygulaması ve yeni bir ticaret savaşı başlatması bu kuruluşların küresel ekonomide dengeleri sağlama noktasında etkin olmadığını göstermektedir.

ABD’nin dolar sayesinde elde ettiği ekonomik ve siyasi gücü kendi amaçları için kullanması ve doları bir tehdit unsuru haline getirmesi, ABD’yi merkeze alan ekonomik sistemin değişimini zorunlu hale getiriyor.

Dünya ekonomisinin kaderinin tek bir ülkenin para birimine bağlı olması ülke ekonomilerinin geleceği adına riskler taşımaktadır. Burada en büyük risk ise dünya ekonomisinde para politikalarının FED’in para politikasına bağlı hale gelmiş olmasıdır.

Dünyada mevcut ekonomik sistemin temelleri 1945 sonrasındaki ekonomik ve siyasi koşullara göre belirlenmişti. Bugün geldiğimiz noktada ise artık 1945 yıllarının koşullarının bulunmadığının altını çizmek gerek.

Gelişmekte olan ülkeler artık küresel sistemde önemli siyasi ve ekonomik aktör konumundalar ve yükselişlerini sürdürüyorlar. Ayrıca tüm az gelişmiş ülkelerle birlikte değişim taleplerini yüksek sesle dile getiriyorlar.

Dünyanın önemli sorunlarından birisi olan göç konusunda BM kurumlarının kapasitelerinin yeterli olmayışı veya bu sorunun görmezden gelinmesi aslında kuruluşun amacına yönelik etkili bir tavır veya tutum benimsemediğini gösteriyor.

IMF ve Dünya Bankası gibi ekonomi kurumlarının işlevini yitirdiği gibi BM de üstüne düşen görevleri yerine getirememektedir.

Zaten BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkına sahip yalnız beş ülkenin (ABD, Rusya, İngiltere, Çin, Fransa) olması kabul edilebilir bir durum değil. Yaklaşık 7 milyar olan toplam dünya nüfusunun 1,8 milyarını oluşturan Müslüman ülkelerden birinin olmaması da ayrı bir ironi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sıklıkla vurguladığı “Dünya beşten büyüktür” söylemi bu durumu açıkça ifade etmektedir.

PEKİ, BU DEĞİŞİM TALEBİ NASIL KARŞILANACAK?

Küresel sistemde sıklıkla dile getirilen bu değişim talebinin 1945 sonrası kurumların değişmesine yönelik mi olacağı yoksa bu kurumlara alternatif kurumlar mı olacağı sorulması gereken önemli bir husus.

Her ne kadar gelişmekte olan ülkelerin de içinde bulunduğu ve uluslararası ekonomi ve siyasetin önemli aktörlerini içinde barındıran, dini ve coğrafi temsiliyet noktasında mevcut kurumlardan nispeten daha iyi olan G20 inisiyatifi başta azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin bu değişim talebini karşılıyor olsa da, G20 sonuçta bir inisiyatif.

Yani, G20 kurumsal bir yapı değil ve bağlayıcılığı da yok.

Bu nedenle, başta gelişmekte olan ülkelerin kendi aralarında geliştirecekleri ticarette yerli para kullanmaları, altyapı yatırımları ve kısa süreli finansman ihtiyacını karşılamak için yeni finansal kuruluşların ortak girişimlerle hayata geçirmeleri gerekiyor

Aslında bugün Trump’ın uyguladığı politikalar ve kullandığı dil her ne kadar küresel ekonomi sistemini kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirme amacı taşısa da gelişmekte olan ülkelerin değişim taleplerinin daha da hızlanmasına ve taleplerin somut hale gelmesine neden olduğu gayet açık.

Yeni Şafak

Bu yazı toplam 131 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar