1. YAZARLAR

  2. Kahraman Gündüz

  3. McKinsey'den Kurtulmak…
Kahraman Gündüz

Kahraman Gündüz

Anadolunun Sesi köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

McKinsey'den Kurtulmak…

A+A-

“Para almaya alışan, emir almaya da alışır!”

IV. Murad

 

Kıymetli Okuyucu,

 

Bir önceki yazım için konu başlığım aslında McKinsey idi ama dış kulvardan gelen Ajan Brunson son düzlükte rakibini geride bıraktı. Şimdi şu McKinsey ile ilgili olarak biraz içimi dökmek isterim.

 

McKinsey konusu gündemimize girdiği andan itibaren; televizyon programlarından, kahvehane sohbetlerine kadar, kimi zevat kasıtlı olarak, kimisi de -malzeme eksikliğinden olsa gerek- kulaktan dolma bilgilerle McKinsey’i IMF ile benzeştirme yarışına giriştiler, malumunuz.

 

- McKinsey’in IMF’den ne farkı var?

- Hayır efendim, McKinsey IMF’den daha beterdir.

- Memlekette ekonomist kalmadı, ekonomimizi McKinsey yönetecekmiş!

- Tüm sırlarımızı adamın eline vereceğiz.

 

Muhterem Okuyucu,

 

Öncelikle, unutanlar ya da hiç bilmeyenler için Ayemef’in ne mendebur bir şey olduğunu hatırlatmak isterim:

 

Bu yüzden sizi 2001’e götürmem gerekiyor, buyurunuz…

 

Cumhurbaşkanı ve dahi 57. Hükümetin Başbakanı (isimleri lazım değil) koltuklarında pardösü ile oturmaktadırlar -zira ödenek olmadığı için konutların kaloriferleri yanmamaktadır- ve kara kara memur ve emeklilerin maaşlarını nasıl ödeyeceklerini düşünmektedirler.

 

Ä°lgili resim

 

Ülkeye sadece o an için bir nefes alma fırsatı sağlayacak -sonrası yine tufandı çünkü- sadece bir buçuk milyar dolara ihtiyaç vardır. Birkaç ülkeden borç istenmiş ancak “dostlarımız(!)”, çalan kapıyı açtığında dilenci gören evin hanımı gibi yüzümüze kapamıştı. Kimisi “Allah versin!” demişti, kimisi de “Tanrı sizi kutsasın!”.

 

Çalınma sırası AyEmEf’in kapısına gelmişti ki onlar da bizi bekliyorlardı zaten. Çok “candan” karşıladılar bizi. Talep ettiğimiz tutarı vereceklerdi ama karşılığında birkaç “küçük” şartları vardı, yapmamızı istedikleri kimi düzenlemeler… Almadan vermek Allah’a mahsustu! “Hay hay!” dedik.

 

TBMM’nin soğuk çatısı altında geceleyen cefakâr vekillerimiz, 20-25 “önemsiz(!)” maddeyi meclisten geçirmiş, sabaha karşı Türkiye’yi kredi alabilir bir ülke kıvamına getirmişlerdi.

 

O gece; fındıktan, pamuğa; hububattan, tütüne kadar birçok tarım ürününe kotalar getirdik. Tarıma yönelik bütün kredi sübvansiyonları tamamen kaldırdık. Vergi oranlarından özelleştirme politikalarına kadar hatta paramızı nerelerde kullanacağımıza kadar birçok konuda AyEmEf’e taahhütler verdik…

 

Meclisimizin bir geceye sığan insanüstü mesaisinden işkillenen AyEmEf, büyük fedakârlık(!) yaparak verdiğimiz taahhütlere sadakatimizi denetlemek için başımıza bir komiser bile atamıştı.

 

Ä°lgili resim

 

Hasılı, AyEmEf-Türkiye ilişkisinde “patronAyEmEf idi ve Türkiye olarak patronun talimatları dışına çıkma şansımız yoktu. Altına imza koyduğumuz stand-by anlaşmasının tüm maddelerine katiyen uymakla yükümlü idik.

 

Türkiye-McKinsey ilişkisinde ise patron Türkiye’dir. McKinsey sadece bir danışmanlık şirketidir. Görevi Türkiye için birtakım tavsiyeler/projeler üretmektir. Türkiye, ister danışmanının tavsiyelerine uyar; istemezse de -cennet mekân Sultan Abdülhamid Han’ın arada kaldığı konularda Rus elçisine danışıp, elçinin tavsiyesinin tam tersini yapması gibi- McKinsey’in tavsiyesinin tam tersini yapar.

 

AyEmEf’yi ülkeden gönderebilmek için aldığımız krediyi son kuruşuna kadar ödememiz gerekiyordu (çok şükür o işi Mayıs 2013’te hallettik). McKinsey için ise kendilerine teşekkür edip, kapıyı göstermemiz yeterlidir (ki zaten Erdoğan bu işi zaten yaptı).

 

Rusya ile yaptığımız nükleer santral ve S-400 anlaşmaları ile Rusya’ya enerji ve savunma sanayimizi teslim etmediğimiz gibi; McKinsey’e de ekonomimizi teslim etmemiştik. McKinsey’in misyonu yabancı sermayeyi Türkiye’ye çekmek için bir vitrin, bir ön-yüz olmasıydı ki, bence denemeye değerdi.

 

Ayrıca; 2008'deki "teğet geçen" krizden -ve hatta bugünkü darboğazdan- geçebilmemizin tek şartının ancak AyEmEf'ten 20-25 milyar dolar kredi almak olduğunu iddia eden zevatın, elan McKinsey konusundaki hassasiyetleri de alkışlanmaya değer bir duyarlılık! Milletçe alkışlıyoruz...

 

Velhasıl, gereksiz polemiklerle kamuoyunun gerilmemesi için Erdoğan, McKinsey’e kapıyı gösterdi, konu kapandı. McKinsey’in IMF’den daha beter olduğunu düşünenlere selam olsun efendim.

 

***

 

Bu dünyadan bir Usta -daha- geçti

 

Michelangelo, ünlü Davut heykelini bitirdiğinde uzun uzun eserini izler. Ne kadar da kusursuzdur. Heykeli izledikçe ustanın öfkesi artar, artar, artar ve sonunda elindeki çekici heykelin dizine indiriverir “Canlansana artık!” diye bağırarak.

 

Yolunuz Floransa’ya düşerse Galleria dell'Accademia’da dizi yaralı Davut heykelini görebilirsiniz. Heykelin bir kopyası da Floransa’ya hakim bir tepeden, sessizce şehri izlemektedir halen…

 

 

Bir gün, her an içindekiler canlanacak, size el sallayacak ya da birazdan gözlerini kırpacakmış gibi duran bir fotoğraf karesi görürseniz biliniz ki o kare Ara Güler ustanın makinasından çıkmıştır. Fotoğrafın üzerinde hasar da varsa, bir türlü canlanmayan o kare, ustanın hışmına uğramıştır.

 

Nur içinde yatasın Usta” diyelim bir videosunu paylaşarak…

 

 

 

 

 

Kalınız sağlıcakla efendim…

 

kg @ 121 Ekim 2018

twitter : @Kahraman_Gunduz

Bu yazı toplam 542 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar