1. YAZARLAR

  2. Hayrettin Karaman

  3. Saf düzeni ve kadının namazda erkeğin hizasında bulunması
Hayrettin Karaman

Hayrettin Karaman

Yeni Şafak Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Saf düzeni ve kadının namazda erkeğin hizasında bulunması

A+A-

“Kadınların cemaatle namazdaki saf düzeni ve erkeklerde aynı safta veya hizada olması”, ilmihallerde “muhâzâtü’n-nisâ” terimiyle ifade edilir...

Kadınların cemaate katılmaları durumunda saf düzenine riayet edilmesi gerektiği hususunda âlimlerin görüş birliği vardır. Buna göre kadınların, safın en gerisinde, erkeklerin -varsa çocukların- arkasında namaza durmaları gerektiği söylenmiştir.
Bu şekildeki uygulamanın, kadınların aşağılandığı ve “ikinci sınıf” konumuna indirgendiği anlamına alınması doğru değildir. Bu uygulama ile kadınlar camilerin dışına atılmış olmadığı gibi Allah’ın huzurundan uzaklaştırılmış da değildir. Namaz nerede kılınırsa kılınsın namaz kılan kimse Allah’ın huzurundadır. Sadece herkesin anlayabileceği tabii, fıtrî birtakım sebepler yüzünden kadınların arka saflarda durması önerilmiştir. Bu şekildeki saf düzeni hem kendilerinin, hem de camideki erkek cemaatin daha huşû ve sükûn içerisinde namaz kılması için oldukça yerinde bir uygulamadır. Bu durumda kadınlar emre itaat etmiş olmaları sebebiyle ilk safın sevabından mahrum da olmazlar. Zaten cemaatle namazda ilk safın daha faziletli görülmesi, biraz da cemaatin dağınıklığını önlemeye, saf düzeninde disiplini sağlamaya mâtuf bir tedbirdir…

Özellikle Hanefî bilginler, saf düzenine uyulmasını sağlamak ve uygunsuz durumların ortaya çıkmasını engellemek için, cemaatle kılınan namazda, kadının erkeğin hizasında durarak namaz kılması durumunda, erkeğin namazının sahih olmayacağını söylemişlerdir. Daha açık söylemek gerekirse bir kadın erkek safları arasında namaz kılacak olsa kadının iki yanındaki birer erkeğin ve kadının tam arkasındaki bir erkeğin namazı bozulur, ötekilerin namazı bozulmaz. Hanefîlere göre bu durumda namazın bozulmasının nedeni, duruş düzeni (tertîbü’l-makam) farzının terkedilmiş olmasıdır. Nitekim imama uyan kimse imamın önüne geçecek olursa, duruş düzenini ihlâl ettiği için namazı bozulur.

Cenaze namazı, mutlak namaz olmadığı için cenaze namazında kadınların erkeklerle aynı hizada bulunması namaza zarar vermez… Yine yönelinen cihetlerin farklı olması durumunda, Kâbe’nin içerisinde de muhâzât sorunu yoktur. Çünkü farklı yönlere yönelme durumunda muhâzât söz konusu olmaz.

Duruş düzeninde kadınların yerini belirleyen “Kadınları Allah’ın koyduğu yere, arka saflara yerleştirin” (ahhirühünne, haysü ahharahünnellâh [bk. Zeylaî, II, 36]) ve “Kadınların saflarının en şerli olanı ilk saftır” (şerru sufûfi’n-nisâ evvelüha [bk. Müsned, II, 336]) gibi hadisler rivayet açısından kuvvetli olmadığı gibi, konuya delâleti de açık ve kuvvetli değildir. Hanefîler prensip olarak namazın farzlarının ancak yakîn ve kesinlik ifade eden yollarla sabit olabileceğini kabul ederken, bu muhâzât meselesinde, yani cemaatle namaza duruş düzeninin belirlenmesinde, yakîn ifade etmeyen haber-i vâhidlerle amel etmişlerdir. Çünkü duruş düzeni, cemaat namazının farzlarındandır ve cemaat namazının kendisi sünnetle sabit olmuştur. Bu bakımdan onun farzlarının kesinlik ifade etmeyen sünnetle sabit olması mümkündür.

Şâfiî ise kadının erkek hizasında namaza durmasının (muhâzât) erkeğin namazına zarar vermeyeceği görüşündedir. Çünkü bu konuda söylenebilecek en ileri nokta, kadınların aynı hizada bulunmaları durumunda, saf tutmanın gerçekleşemeyeceğidir. Saf tutmanın, farz değil sünnet olduğu düşünülürse, bunun da (namazı bozacak kadar) fazla bir önemi olmadığı görülür.

Mezheplerin bu konudaki görüşleri ve gerekçeleri incelendiğinde kadınların erkeklerle aynı safta bulunup bulunmayacakları konusunun esas itibariyle dinî bir mesele olmayıp, doğal ve örfî nedenlere dayandığı ve namazda huzurun sağlanmasının hedeflendiği görülmektedir.”

Buraya kadar olanı İlmihal’den –tartışma noktasını ilgilendirmeyen yerleri atlayarak- naklettim. Görüldüğü gibi aynı safta kadınların bulunması durumunda bazı erkeklerin namazlarının fasid olacağı içtihadı Hanefî mezhebine ait olup cumhura (diğer müctehidlerin çoğuna) göre bu durumda erkeğin ve kadının namazı bozulmaz, ancak âdâba ve sünnete uygun olan erkeklerin saflarının gerisinde durmalarıdır. Aynı hizada veya önde durmaları mekruhtur. Bu hüküm ve bilgi de İlmihal’de genişçe yer almıştır. Ayrıca İlmihal’de yapılan yoruma göre bu düzenlemenin gerekçesi hadisler (bu manada dinî) değildir; cinselliğin günaha sebep olmasını engellemek ve Müslüman topluluklarda uygulanan kadın-erkek ilişkisine ait örf ve âdettir.

Bu açıklamalarda, sahih İslâm’ı saptırmak, dinde reform yapmak, kişiyi dinden çıkaracak söz ve tavırlar sergilemek isteyenlere ekmek de yoktur, cesaret verecek bir ifade de yoktur.

Yeni Şafak

Bu yazı toplam 134 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar