1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. 'Suriye halkı kendi geleceği hakkında söz hakkına sahip olmalı'

'Suriye halkı kendi geleceği hakkında söz hakkına sahip olmalı'

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Suriye halkının kendi geleceği hakkında söz hakkına sahip olması gerektiğini söyledi

A+A-

Türkiye'nin ev sahipliğinde Vahdettin Köşkü'nde düzenlenen Suriye konulu dörtlü zirvenin ardından Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Başbakanı Angela Merkel'in katılımıyla basın toplantısı gerçekleşti.

Basın toplantısında konuşan Macron, ABD'nin Pensilvanya eyaleti Pittsburgh şehrinde Musevilerin ayin düzenlediği saatlerde sinagoga yapılan silahlı saldırıyı hatırlatarak, Amerikan halkının yanında olduklarını söyledi.

Macron, zirveyi önemli bir adım olarak gördüğünü, önceliklerinin terör ile mücadele olduğunu ve Suriye'deki terör gruplarının çok vahim saldırılar gerçekleştirdiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Terörle mücadeleyi sürdürürken aynı zamanda bugün yapılacak askeri harekatların insani yardım konusuna da saygı göstermesi gerektiğini unutmuyoruz. Bu da bizi İdlib konusuna götürüyor. Bu konuyla ilgili çok açık söyledik, rejimin hamilerinin desteğiyle birlikte İdlib'e yapacağı askeri saldırı kesinlikle kabul edilemez olacaktır insani konularla ilgili olarak. Burada Türkiye, Avrupa ve bölgenin istikrarı söz konusu. Buradaki risk teröristlerin dağılması ve yeni sığınmacı dalgalarının ortaya çıkması anlamına gelecektir. Bunu zaten gördük daha önceki saldıralar sonucunda. Rusya ve Türkiye birkaç hafta önce harfiyen yerine getirilmesi gereken bir karara vardılar. Bu konuyla ilgili bugün de teminatlar dile getirildi. Bunu sonuç bildirgemizde de belirttik. İdlib'te kalıcı ve sürdürülebilir bir ateşkesin tesis edilmesi son derece önemli. Bu taahhütlerin yerine getirilmesi ve kalıcı ve sürdürülebilir bir ateşkes olmasına çok önem veriyoruz. Konuyla ilgili olarak, Sayın Türkiye Cumhurbaşkanın istihbarat paylaşımı ve insani yardım konularındaki eylemlerine katılıyoruz."

"Kimyasal silahların kullanılması kabul edilemez"

Macron, Rusya'ya, Suriye'deki rejim üstünde baskı kurması konusunda güvendiklerini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hem bölgede hem dünyanın diğer bölgelerinde kimyasal silahların kullanılması, kim kullanırsa kullansın kabul edilemezdir. Suriye ile ilgili olarak ikinci bir konu da siyasi süreç konusu. Hiçbir zaman unutmamak gerekir ki Suriye'de aslında iki savaş süregeliyor. Hep birlikte teröristlere karşı sürdürdüğümüz bir savaş var, Suriye'deki tüm terör gruplarına karşı. Bir de Suriye'deki rejimin kendi muhaliflerine karşı sürdürdüğü bir çatışma ve bunun bir sonucu olarak milyonlarca sığınmacı... Tabii ki bu durum sürdürülebilir değil ve bunun çözümlenmesi siyasi bir çözüm bulmaktan geçiyor. Tüm Suriyelilerin ülkelerine dönebilmesini sağlayacak siyasi bir çözüm olması gerekiyor. Kapsayıcı bir Suriye'nin tekrar yapılandırılması çok önemli. Bugün rejim, askeri olarak yeniden fetih mantığında davranıyor, bu da Suriye'nin istikrarını sağlayacak bir yaklaşım değil.

Soçi toplantısından 10 ay sonra henüz anayasa komitesi toplantısı yapılmış değil. Sene sonuna kadar anayasa komitesiyle ilgili listelerin onaylanması ve bu toplantının yapılmasını istiyoruz. Tabii ki dördümüze bağlı bir durum değil. Bu konuyla ilgili irademiz tamdır ve kapsayıcı siyasi çözüm için bunun mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Suriye halkı kendi geleceği hakkında söz hakkına sahip olmalı. Yani şeffaf ve özgür seçimlerin uluslararası gözetim altında yapılması gerekiyor. Bu konuyla ilgili olarak şu aşamada bir jest görmüş değiliz bu nedenle konuyla ilgili güçler, uluslararası mekanizmayı hayata geçirmek için elinden geleni yapıyor. İşte bugün de bunu yaptık. Sene sonuna kadar tüm paydaşlarla ilgili olarak bu anayasa komitesinin bir an önce toplanmasını hayati öneme sahip olduğunu söyledik. Konuyla ilgili olarak iradelerimiz örtüşüyor. Çünkü bunu Suriye halkına borçluyuz, hayatını kaybedenlere borçluyuz, şu anki rejimden kaçan Suriyelilere borçluyuz."

"Rusya ve Türkiye ile beraber çalışmaya devam etmemiz gerekiyor"

Macron, bildirgede değindikleri üçüncü konun ise insani yardım olduğunu aktararak, "Rusya ve BM ile birlikte birkaç hafta önce Doğu Guta'da bir ortak harekatımız oldu. Rusya ve Türkiye ile beraber çalışmaya devam etmemiz gerekiyor. Alman Şansölyesi ile bunu dile getirdik. Sivil topluluklara insani yardım ulaştırılması son derece önemli. Bu konuyla ilgili tüm paydaşların insani yardım konvoylarının erişimini sağlaması gerekiyor, STK'ların da iş birliğini alarak. Bugün hala bazı blokaj durumları olduğunu, insani konvoyların önünün kesildiğini görüyoruz, bu kabul edilemez. BM çerçevesinde ve iş birliği felsefesinde birlikte çalışmamız gerekiyor." şeklinde konuştu.

"Türkiye, Ürdün, ve Lübnan'ın çabalarını takdirle karşılıyorum"

Bildirgede değinmek istediği bir başka konunun da sığınmacıların, mültecilerin geri dönüşü olduğunu dile getiren Macron, şunları kaydetti:

"Konuyla ilgili olarak Türkiye, Ürdün, ve Lübnan'ın çabalarını takdirle karşıladığımı belirtmek isterim. Uzun yıllardır bu ülkeler gerçekten sorumluluklarını yerine getirerek çok önemli sayıda Suriye'den kaçan ve başka ülkelere giden sığınmacıları ağırlıyorlar. Bugün açık konuşmak gerekir. Gerçekten bu sığınmacıların ülkelerine geri dönmesi inandırıcı ve kapsayıcı olamaz, siyasi bir çözüm getirilmediği sürece. Çünkü bu kişiler rejimin gasplarından kaçan kişiler. Nitekim sene başından bu yana yeni sığınmacı dalgalarını görüyoruz. Burada her birimizin İdlib ile ilgili olarak yaptıklarımızı, bu ülke ile ilgili yapmazsak başka mülteci akınlarını göreceğiz. Bunun önüne geçmemiz mümkün olmayacaktır. İşte o yüzden bu gün Yüksek Mülteciler Konseyi'nin belirlemiş olduğu şartlar dahilinde yani güvenli ve insan haysiyetine uygun ve gönüllü bir şekilde sığınmacıların geri dönüşünü sağlayabiliriz. Burada güvenli, insan haysiyetine uygun ve gönüllü geri dönüşten bahsediyorum. Yani bir takım alt yapıların oluşturulması su, elektrik tedariki gibi. Bu zirve gerçekten de son derece yararlı bir aşama oldu, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tekrar teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Bugün buradaki toplantımız son derece önemli ama bizlerin de sorumluluğunu beraberinde getiriyor. Konuyla ilgili olarak gerçekten birkaç milyon Suriyeli'den bahsediyoruz ama dünyayı ilgilendiren bir mesele bu. Dolayısıyla bugün görüştüğümüz konular önümüzdeki süreçte bir sorumluluk yüklüyor ve teyakkuz halinde olmamızı gerektiriyor."

Macron, zirvenin ardından düzenlenen basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı'ya ilişkin bir soru üzerine, Almanya Başbakanı Angela Merkel'le bu korkunç cinayeti ele aldıklarını söyledi.

Cinayeti kınadıklarını belirten Macron, "Konuyla ilgili istihbarat paylaşımımız var. Tabii ki kınıyoruz olan biteni ve konuyla ilgili istihbarat paylaşımımız var. Tabii ki delillerin paylaşımı konusunda çok iyi işbirlikleri söz konusu. Türkiye'nin de şimdiye kadar ki seferberliği son derece önemli. Şunu söylemek isterim; birtakım olgular söz konusu ama soruşturmanın sonuna kadar gitmesi gerekiyor hem olguların aydınlatılması hem sorumlulukların ortaya çıkarılması için. Bu konularla ilgili olarak yaptırımların alınması gerekiyor. Bunların tutarlı ve tam olması gerekiyor. Bu yaptırımların bazı sektörlerle kısıtlı kalmaması gerekiyor. Bu yaptırımlar Avrupa düzeyinde alınacaktır. Avrupa, bu tür durumlarda her seferinde eş güdüm içinde hareket etmektedir." diye konuştu.

"Rejim tüm Suriyelileri temsil etmiyor"

Macron, İdlib konusundaki soru üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu yönde söylediklerine katıldığını belirterek, "Suriye devletinin yapısıyla ilgili olarak karar vermek bize düşmez ama Suriye halkının kendi geleceğini belirleyebilmesi için gerekli şartları ortaya koymakta biz yardımcı olabiliriz. Şimdi burada bize düşmüyor, Beşşar Esed'in iktidarda kalıp kalmamasına karar vermek." dedi.

Bu konuyla ilgili somut olarak Soçi'de alınan kararlar olduğunu ifade eden Macron, Anayasa Komitesi'nin bunlara dahil olduğunu, Anayasa Komitesi'nin toplanmasının bu yöndeki ilerlemenin ilk aşaması olacağını dile getirdi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, şöyle devam etti:

"Tabii ki burada bir egemen hükümet var, buna saygı gösterilmesi gerekiyor ama bunun üzerinde uluslararası topluluğun baskısını göstererek. Çünkü Soçi'de ne dedik, 'Uluslararası topluluk da bir söz hakkı var. Soçi'de verilen kararlar doğrultusunda uluslararası topluluğun da söyleyeceği şeyler var.' dedik. Önümüzdeki aylarda nitekim bu yönde hareket edeceğiz. Suriye halkının egemenliğine saygı göstereceğiz. Bunlardan biri yine Suriye'deki rejim. Ama burada söylememiz gereken şey, bu rejimin artık tüm Suriyelileri temsil etmediği. Çünkü milyonlarca Suriyeli ülkelerini terk etti. Suriyeliler Ürdün'e, Lübnan'a, Almanya'ya, Fransa'ya sığındılar. Bu yüzden de bir anayasal çerçeve kurarak tüm Suriyelilerin oy vermeye ve kendi geleceklerini tayin etmeye yönelik şartları oluşturmamız gerekiyor. Bunu da yaparken bizim bir talebimiz var. Bu da bu halkın kendini özgür şekilde ifade etmesine yer vermek."

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.